Mavinin En Güzel Tonu
Toparlanıyor muyum, yoksa dağılıyor muyum bilmiyorum. Bildiğim tek şey, hâlâ çabalıyor olduğum.
Benim hikâyem zaten hep aynı cümlede başlıyor: "Hallederim."
Kötü başlayıp çok güzel biten sayısız hikâyem var. Ama bir de tam tersi… Büyük umutlarla çıkılan, her şeyin kusursuz göründüğü, sonra bir anda "ne yol var ne iz" dedirten; insanı koskoca bir hiçliğin ortasında bırakan hikâyeler. En ilginç olanı ise, o hikâyelerin çoğunda kimsenin bana yol göstermemesi. Yolun olmadığı yerde yürümeyi, yürürken de yolu kendim açmayı öğrenmiş olmam.
Bazen bunları kendime yeniden hatırlatmam gerekiyor.
Çünkü beni yıkacağını sandığım çok şeyin içinden geçtim. Acımı kimse fark etmesin diye kocaman gülümsemeler dağıttığım günlerde, aslında tek istediğim sessiz bir köşeye çekilip yalnız kalabilmekti. Kalbimde taşıdığım ağırlığa rağmen her sabah yeniden ayağa kalktım. "Bundan kurtulamam." dediğim onlarca olayın ardından yine de hayatta kaldım.
Zihnim geceler boyunca hiç susmadı. Daha fazlasını taşıyamayacağımı düşündüğüm çok gece oldu. İnsan bazen yorgunluktan değil, sürekli güçlü olmak zorunda kalmaktan tükeniyor. Sanırım ben de uzun zamandır bunun gururu ile bunun yorgunluğu arasında gidip geliyorum.
Ama bir şeyi artık inkâr etmiyorum.
Çok fazla yol geldim.
Güçlü olduğumu biliyorum. Kimseye mecbur olmadığımı biliyorum. Her yükü taşımak zorunda olmadığımı da biliyorum. İşler ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, elimden geleni yaptığımı biliyorum. Bazen sonuç alamadım, bazen kaybettim ama hiçbir zaman mücadele etmekten vazgeçmedim. Şimdi yeniden yapılanma zamanı geldiğini hissediyorum.
Belki ben mavinin en güzel tonuyum.
Sadece uzun zamandır üzerime çok fazla toz çöktü. Şimdi o tozu silkeleyince, biraz emekle eski parlaklığıma yeniden kavuşabildiğimi görüyorum. Ve artık başka renkleri seven insanlar için bunun hiçbir anlam ifade etmediğini biliyorum. Uzun zamandır neden yeşil olmaya çalışıyordum? Ya da siyah… Ya da bambaşka bir renk… Artık bunun hiçbir önemi yok. İnsan, kendisi olmaya başladığında başkalarının neyi sevdiği de önemini yitiriyor.
Kararsız olmak tarafsız bir alan değildir. Kararsızlık, çoğu zaman sorumluluğu zamana devretmektir. Tercih yapmamaktır. Oysa zaman benim adıma karar vermeyecek. Sorumluluğu da üstlenmeyecek. Bunu uzun zamandır biliyorum. Sadece bazı konularda uygulayamıyordum. Şimdi ipleri yeniden elime alıyorum.
Bazen yaşadıklarım beni değiştirdi. Bazen de yaşadıklarımın benden alıp götürdükleri... Aslında değişen yalnızca ben değildim; olaylara yüklediğim anlam da değişti. Hatta bazı anlamlardan tamamen vazgeçtim. Ama bu, bir sabah uyanıp verilen romantik bir karar değildi. Çünkü gelecekte var olmayacak bugünün sorunlarını zihinden silmek, tek cümlelik motivasyonlarla olmuyor. İnsan bazı yükleri ancak yeterince uzun süre taşıdıktan sonra bırakabiliyor. Fark ettim ki, bugün bana ağır gelen birçok şeyin gelecekte hiçbir karşılığı olmayacak.
Ben zaten gerektiğinde bir işi, bir evi, bir arkadaşı, hatta bir ülkeyi ardımda bırakabilen biriyim. Şimdi aynı şeyi, gelecekte hiçbir anlam taşımayacak bütün zihinsel yüklerim için yapıyorum. Onları da geride bırakıyorum.
Karşıma çıkan bir Budist öğretisinde şöyle bir cümle vardı: "Ne yediğini kontrol edebilen, hayatındaki birçok şeyi de kontrol edebilir." Bugün diyetimin tam yirmi dokuzuncu günü. Bu süreçte aldığım her kaloriyi tek tek hesapladım. Ne kadar yorgun olursam olayım antrenmanlarımı aksatmadım. Ayaklarım su toplasa da kilometrelerce koşmaya devam ettim ve bunun karşılığını almaya başladım. Daha yirmi dokuz günde bile hem tartıda hem aynada gözle görülür ciddi
bir değişim var.
Belki de asıl değişim bedenimde değil, zihnimde gerçekleşti. Çünkü uğraştığım bir şey sonuç veriyorsa devam etmeyi; sonuç vermiyorsa vazgeçmeyi öğrendim.
Eskiden vazgeçmeyi yenilmek sanırdım. Şimdi biliyorum ki bazen vazgeçmek de doğru yere yürüyebilmek için gereken cesarettir. Bugün yirmi dokuzuncu gün. Kaslarım sadece aynada daha belirgin görünmüyor. Disiplinim güçleniyor. İradem güçleniyor.
Ve belki de en önemlisi; uzun zamandır ilk kez, sertleşen kaslarımla birlikte sertleşen kalbimin de artık aynı ritimde çalıştığını hissediyorum.



Yorumlar