top of page

Derleme seanslar (danışan)

  • Yazarın fotoğrafı: Can Aygen
    Can Aygen
  • 3 Oca
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 27 Oca


Danışan; Ona çok zarar verdim kendimi çok kötü hissediyorum bunu neden yaptığımı anlamakta zorlanıyorum.

Sen; “sana çok ihtiyacım var” sözünü öfke ile anlatmak zorunda kalmış çaresiz bir durumu yaşamışsın. Kendini bu duruma sokmanın sebebi; söylediklerinin duyulmaması, belli etme çabalarının karşılıksız kalması ve artık en sonunda kendini suçlu olacak bir duruma sokarak zarar vermen olmuş.

Danışan; Bu ilişkinin bir geleceği olmasını çok istiyorum sizce var mı?

Bir ilişkinin geleceğini iki tarafın da adımları belirler. Dans etmek gibi. Bir taraf öylece dururken diğer tarafın çabası bir işe yaramaz. Aynı şekilde birbirinden farklı yöne hareketler de sadece kaos oluşturacaktır. Müziğin ne kadar güzel olduğu hiç fark etmez. Psikolojik olarak bunun kökeni, bağlanma stillerimizde, çocuklukta öğrendiğimiz ilişki modellerinde ve duygusal erişebilirlik kapasitemizde yatar. Bu durumun düzeltilmesi için iki tarafında aynı ritmi duyuyor olması gerekmektedir. Bu durum; iletişim becerileri, duygusal yakınlık ve fiziki temas ile düzeltilebilir bir olgudur.

Danışan; Akıl almaz suçlamalara maruz kalıyorum

“Karı gibi sürekli konuşuyorsun” suçlamaları anlayıştan uzak ve duygusal olgunluğa varamamış bir kişinin seni suçlayıcı tavrıdır. Bunu söyleyen biri aslında senin sürekli konuşuyor olmanın sebebinin, artık sessiz kalamayan bir zihin yapısından kaynaklandığını anlamayacak sığlıktadır. Huzurdan uzak sürekli endişe ile yüklenmiş zihinler sessiz kalma özelliklerini kaybeder ve bunu sürekli konuşarak sağlama eğilimine geçerek telafi etmeye çalışırlar.

Danışan; Ben galiba iyi biri değilim

İyi biri olup olmadığını anlayabilmek için kendine adil olup olmadığını sorabilirsin. İyi biri olmak çabalamakla ilgilidir, istenildiği gibi biri olmakla ya da uyum sağlamakla ilgili değildir. Yanlış yaptığında durup düşünmek, pişmanlık hissedebilmekle ilgilidir. Buraya gelmen ve sorununu çözmeye çalışman çaba içinde olduğunu gösterir, duyduğun pişmanlık vicdan sahibi olduğunu ve terapileri tutarlılıkla devam ettiriyor olman istekliliğini gösteriyor.

Danışan; Nasıl olurda böyle bir konuda bile özür dilemez?

Anlaman gereken; bazı insanlar hatalı oldukları açıkça ortadayken bile özür dilemekten kaçınır. Bu durum çoğu zaman “kibir” olarak etiketlense de, arka planında daha derin psikolojik dinamikler bulunur. Özür dilemek, kişinin yalnızca hatasını değil; kırılganlığını, eksikliğini ve kontrol kaybını da kabul etmesini gerektirir. Bazı bireyler için bu kabul, benlik algısını tehdit eden ağır bir yük haline gelir. Bu kişilerde sıkça görülen özelliklerden biri ego savunmasıdır. Hata kabul etmek, “yetersizim” duygusunu tetikleyebileceği için zihin otomatik olarak inkâr, küçümseme ya da suçu karşı tarafa yükleme gibi savunma mekanizmalarına başvurur. Özür, onlar için bir erdem değil; güç kaybı anlamına gelir. Bu yüzden yanlış bile olsalar geri adım atmak yerine çatışmayı sürdürmeyi seçerler. Bir diğer neden ise duygusal olgunluk eksikliğidir. Duygusal olarak olgun bireyler, hatanın kişiliği tanımlamadığını bilir; hatayı sahiplenip ilişkiyi onarmaya odaklanır. Oysa özür dileyemeyen kişiler, hatayı “benliğe saldırı” gibi algılar. Bu da onları savunmacı, mesafeli ve zamanla ilişkilere zarar veren bir konuma sürükler.

Danışan; Karım öldüğünden beri yaşadığımı hissetmiyorum ben de intihar etmeyi düşünüyorum.

Ölen karın değil de sen olsaydın ve şu an hissettiklerini karın hissediyor olsaydı bu durumla başa çıkmanın ne kadar zor olduğunu şu an en iyi sen biliyorsun. Eşin böyle bir durumu yaşamadığı için kendini çok şanslı sayabilirsin ama bu şansın elbette bir bedeli var. Acı çekmen çok normal, bunu eşine böyle bir durumu yaşatmamanın bedeli olarak düşünebilirsin.

Danışan; Ben mi çok hassasım, yoksa o mu gerçekten bu kadar kırıcı mı?

Hassasiyet çoğu zaman bir yük gibi hissettirilir ama aslında bu, dünyayı daha fazla hissedebilme yeteneğidir. O kırıcı olduğunda sen bunu daha erken fark ediyorsun. Sorun senin fazla hissetmen değil; onun hissettirmeyi önemsememesi.

Danışan; Beni inciten birini neden hâlâ özlüyorum?

Çünkü özlediğin kişi çoğu zaman gerçek hali değil; sana verebileceğini umduğun duygudur. Zihnin aslında yaşanmasını istediğin güzel anların özlemini çekiyor.

Danışan; Ben gerçekten sevildim mi?

Sevgi, insana kendisi olma alanı açar. Sana kendin olma şansı verilmemiş bir ilişkideydin. Bunu sürekli eski ilişkileri ile karşılaştırmasından ve “o çok efendiydi sen değilsin”, “o benim için çok değerli o yüzden ona ait hatıraları hala saklıyorum” gibi sözlerden ve “beni hiç anlamıyorsun” gibi suçlamalardan anlayabiliyoruz. Eğer hep eksik, suçlu ya da değersiz hissettiysen; orada sevgi değil, ihtiyaç, bağımlılık ya da yalnız kalma korkusu vardır. Her seferinde tekrar bir araya gelmeniz sevgisinden değil bunlardan dolayı gerçekleşiyor.

Danışan; Peki zamanla karakteri değişir mi?

Buna cevap olarak verilen kitapları okuduktan sonra danışan özeti şöyle olmuştur;

1-Herakleitosa göre insan zaten değişimin kendisidir. Bir nehre iki kez girilmez diyerek insanın benliğinin her an değiştiğini vurgular. Değişim olaylarla değil varoluşun kendisi ile gerçekleşen bir şeydir.

2-Değişim bir seçimdir. Sartre’nin dediği gibi “insan olmadığı şeydir ve olduğu şey değildir”. Yani her anda kendimizi yeniden yaratabilir ve kendimize biçtiğimiz anlamı değiştirebiliriz. Bu özgürlüğün hem yükü hem armağanıdır.

3-Değişim içsel bir çatışmanın çözülmesi ile başlar. Eski savunmaların hayatında artık işe yaramadığını fark eder ve ruhunun derinliklerinde yeniden bir düzen oluşturur. Bu çok sancılı ve zor bir süreçtir çünkü eski benlik ölmeden yenisi doğmayacaktır.

4-Değişim doğal bir akışla gerçekleşir. Her an değişim gösteren doğanın bir parçası olan insanın da doğa gibi her an değişmesi çok normaldir. Zarar gördüğü ve ona acı yaşatan alışkanlıkları, sözleri, davranışları bırakarak, daha olumlu, uyumlu ve sıcak duygulara sebep olacak davranışları benimseyebilir. Değişim insanın kendisi ile yaptığı en dürüst yüzleşmedir.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Contact Me

For any questions you have, you can reach me here:

Judith Sanders, Psy.D.

500 Terry Francine Street San
Francisco, CA 94158

 

123-456-7890

  • Black Facebook Icon
  • Black LinkedIn Icon
  • Black Twitter Icon

Thanks for submitting!

© 2035 by Modern Mindful Therapy. Powered and secured by Wix

bottom of page