top of page

Algı ve Gerçeklik

  • Yazarın fotoğrafı: Can Aygen
    Can Aygen
  • 3 Oca
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Oca


Çıplak denkleme bakma kabiliyeti zayıf insanlar, yaşadıkları olayların sağlamasını yapmazlar. Olayların nesnel gerçekliğiyle ilgilenmezler. Olayla ilgili verileri analiz etmez, değerlendirme zahmetine girmezler. Onlar sadece olaylara yükledikleri anlamlara odaklanırlar. Algıları gerçekliğin önüne geçer ve sessiz bir darbe ile gerçekliği devirir. Birini çok sevmekte; ona yüklediğin anlamda gizlidir ya da birinden nefret etmekte o devasa yüklediğin anlamla ilgilidir. Gerçeklik orda bir yerde tüm sadeliği ile dururken zihinlerinde, ona giydirdikleri süslü elbiselerle yarattıkları illüzyonlara inanırlar bazen. İşin en acı yanı kendileri ile kurdukları ilişkide de bu illüzyonlar basit ve sade duran gerçekliği gölgede bırakır. Bazen, aslında kendileri ile hiç ilgisi olmayan olayların travmalarını kendilerine yaşatırlar. Bazen de çözebilecekleri sorunların aslında kendileri ile ilgisi yokmuş gibi düşünürler.

Kendisi ile ilişkisi bu seviyeye gelmiş insanlar pek doğal olarak başkaları ile kurdukları ilişkilerde de sağlıklı bir sonuç elde edemezler. Onların algısı artık gerçekliğin yerini almıştır çünkü. Yanlış anladıkları bir konuda bile, aslında esas konunun bu olmadığını savunur ya da yanlış anlama sebeplerinin başka bir suçlayıcısını bulurlar. En basit hataları ile bile yüzleşmek, yaşayacakları çok büyük kayıpların bile üstesinden gelmekten daha zordur. Halbuki gerçeklik “yanlış anlamışım özür dilerim” demek kadar basit ve sadedir. Sadece algılarına odaklandıklarında basit gerçeklikten kopuş, kendi dünyalarında savrulan gölgelere dönüştürür onları.

Bu algı dünyasında yaşamak elbette çok büyük bir psikolojik rahatsızlık ya da hastalık değildir. Herkes kendi iç dünyasının yükünü taşır. Kimi bu yükle yüzleşir, kimi onu başkasına yansıtır. Eleştiri bazen bir fikir değildir, baş edememe şeklidir. Taklitlerin, çoğu zaman hayranlık değil yönsüzlük olduğu gibi. Ya da sürekli konuşmanın aslında sessiz kalamayan bir zihnin işareti olduğu gibi. Bu noktada yapılacak tek şey herkesi olduğu yerde kendi dünyasında bırakmaktır. Mücadele etmeye değil kendi alanına odaklanmaya çalışmak, kendini korumanın bir yoludur. Huzur, açıklamaya ihtiyaç duymaz ve bazen mesafe bir nezaket biçimidir.

Kendine yardım etmek istemeyen birine yardımcı olmaya çalışmak, bir noktada mutlaka sizi yardıma muhtaç kılacaktır. Örneğin sürekli para harcayan birine borçlarını kapatması için para verirseniz o parayı da harcar ve paraya ihtiyacı olan siz olursunuz. Sürekli alkol alan birine “artık içmemelisin” derseniz tartışmanız çok muhtemeldir. Özür dilemekten aciz birine, size yaptığı haksızlığı anlatmaya çalışırsanız siz özür dilemek zorunda kalırsınız. Örnekleri sayısız şekilde çoğaltmak elbette mümkün ama algısı, gerçekliğin önüne geçmiş biri ile sağlıklı bir ilişki kurmak mümkün değildir. Bu kendiniz ile olan ilişkiniz içinde geçerli.

 
 
 

2 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Zeynep
3 Şub
5 üzerinden 5 yıldız

En çok bu yazıyı beğendim.

Beğen

Asaf
17 Oca
5 üzerinden 5 yıldız

Abi gerçekten okuduğum en iyi yazılardan biri 👍

Beğen

Contact Me

For any questions you have, you can reach me here:

Judith Sanders, Psy.D.

500 Terry Francine Street San
Francisco, CA 94158

 

123-456-7890

  • Black Facebook Icon
  • Black LinkedIn Icon
  • Black Twitter Icon

Thanks for submitting!

© 2035 by Modern Mindful Therapy. Powered and secured by Wix

bottom of page